Çarşamba Karısı

July 25, 2007

bekarlığımın battığı yegane türk kızlarına bi sosisli çek ordan

şimdi etrafımdaki hemcinslerim gizli ajans çalışanı gibi yaklaşıyorlar bana. tanıdıkları yaşı yaşıma hobisi hobime erkek tanıdıklarını bana yapmak için inanılmaz bir çaba içindeler. daha dün dinlediğim ayça şen - ebru çapa telefon işletmesinde de değindiği gibi "türk kadını evlenmeden duramaz" adlı kompozisyonda başı çekiyorlar sanırım. bir ikisi evli hatta. neyse ben halimden süper memnunum hatta inanmazsınız ama bu bir yalan bile değil, bildiğin düz memnunum. hele hele atlattığım enkazın beyanatlarının beynimde hala dolanıp takunya sesi bıraktığını düşünürsek erkek dediğin şey yere düşüp masanın altına kaçan silgiyi almak için evde bulunan bir aparattan ibaret oluyor, hiç söylenmiyoruz. ilgilenmiyoruz. ayrıca seks dediğin şey şu aralar sadece izlediğimiz filmlerde güzel, düşüncesi bile yoruyor.

July 8, 2007

ihtiyaç kredisi

ilişki dediğin şeyin elinde sapı kaldığı zaman olan bitenlere farklı bir açıdan bakıyorsun. bazıları bakmıyor bile ki takdirimi kazanan onlar, kazanmayı bilenler de onlar, benim olamadığım insan tipi de onlar. bir ilişki sonrası olabilecek en kötü şey de talihsiz beyanatlar serisidir. kız erkek, haklı haksız hiç farketmez kim yaparsa yapsın bu talihsiz beyanatları isterlerse beş sene birlikte olmuş olsunlar sıfıra sıfır elde var sıfır olur hayat. heyhat! misal uzun süreli bir ilişki sonrası eski sevgiliniz dip boyası gelmiş bir zorla sarışın ile çıkagelirse bütün arkadaşlarınızın ortasına bu duruma ilk beş saniye hakkınızı kullanarak önce üzülüp sonra gülersiniz, dahası da konu ile ilgili bir beyanat vermeye kalktığı zaman da "benim de ihtiyaçlarım vardı" derse o zaman beş saniye kredinizi çoktan kullanmış olduğunuzdan dolayı en fazla telefon hakkınızı kullanıp yakın bir arkadaşınızı arayıp birlikte gülersiniz ya da seyirciye sorup yine gülersiniz. gülmezseniz siz osuruğa da gülmüyorsunuz demektir, osuruktan daha büyük aklınız vardır demek ki. günlük hayatta hiç bir işinize yaramaz. demem o ki ilişki sonrasında yapıp edeceğiniz bir sürü şeyin bir kısmı ister istemez insan doğası itibari ile eksi hanenize yazılacaktır, bir de buna beyanatlarınızla katkıda bulunmayın.

June 6, 2007

özgüven sütyeni

Filed under: women, witches, kermit

mavi özgüvenmeme dediğin eğilip bükülmese de uzayıp sarkabilen bir organımız. seveni de var sevmeyeni de ama genel kanı pek düzgün olsun sahibinin olsun tadında. şimdi kadın kısmısı bir ilişki içindeyken bütün uzuvlarının övülmesi sonucu açılıp saçılabilen, eskisi kadar sağını solunu takmayan bir mizaca sahipse eğer "sevgilim beni böyle seviyor" adı altında yarışıp altın madalya bile alabilir paspallıkta. misal sporcu sütyeni o dolgulu ve dantelli sütyenin yerini alır (özel günler hariç). biz buna özgüven sütyeni diyoruz, ah cicim yoksa siz hala demiyor musunuz? tabi en güzeli de ilişkinizin bitmedine endeksli ise özgüveniniz o sporcu sütyeniniz de size en alt çekmecenin en arkasından el sallar.

May 24, 2007

vega bile soruyor; “normal mi sence?”

 
bence gayet anormal, hem de inanılmaz derecede bile diyebilirim. olay şu, kabaca özetlemek gerekirse;

bir kadın ile bir erkek birleşip danaya giremeyeceklerini anladıkları günden beri, birleşip bir ilişkiye girmeye karar verdiler. hem daha zevk vericidir hem daha uğraştırıcıdır hem de uzun solukludur. amma velakin bu yazıda bizi ilgilendiren şey girdikleri ilişki değil, çıkarken hangi odanın ışığını açık unuttuklarıdır. kadınlar genelde hiç bir odanın ışığını açık bırakmak, bıraksa da sittin sene umrunda olmaz, halk kendilerine taş kalpli der, kuytu köşeleri dönerken taş bile atabilir, bizi ilgilendirmez.

ama erkekler nerdeyse bütün ışıkları açık bırakırlar ve ay sonu faturasını da sofrayı kuran öder. annelerinizi hatırladınız değil mi? o dünyanın en şirin insanları sofrayı size kurdurup, kalkarken de sofrayı kuran toplar derken aslında sizi bugünlere hazırlamaya çalışıyordu. yaa, işte bu yüzden koşun ananızı bir de benim için öpün. neyse ışık diyordum, evet erkekler bütün ışıkları açık bırakır, siz de faturayı ödersiniz. ödediğiniz her kuruş için de arkadaşlarınız şöyle der; "ah şekerim çok normal, biz kadınlar çok duygusalız" ya da "oh cicim inanır mısın seni çok iyi anlıyorum, erkekler hiç takılmaz böyle şeylere, hep biz kadınlar acı çekeriz, onlar çıkar gezer tozar yenisi bulur."

efendim, şimdi yanlış değilsiniz erkeklerin doğası (bütün erkeklerden özür dilemiyorum, çoğunuzu tanımıyorum bile) böyle evet, arada bazı kadınlar da böyle, gıpta ile baktığımız kadınlar var ya onlardan bahsediyorum. ama bırakınız bu işleri artık, normal değil bu ağlamalar zırlamalar, "normal" sıfatı altına sığınıp sapıtabildiğimiz kadar sapıtıyoruz. nesi normal bunun yahu? hayatımız erkeklerin bukelamun tadında toparlanıp ayak uydurmasına imrenmekle ve kendi zırlamalarımızı da haklı çıkarmak, insan doğası üzerine çıkarımlara varmak ile geçiyor hayatımız.

 
şimdi size toparlanın kadınlar! ağlamayın! filan demeyeceğim, demem de, ağlamak isteyen önden buyursun. burnu tıkanır ama ciğerleri açılır en azından. ama yeterin yahu yaptınız eylemi bir şeylerin arkasına saklamayın anacım, ağladınız tamam oh mis. doğaymış, normalmiş. suyun yüz derecede kaynaması da normal değil. çünkü bu bir gerçek, cümledeki tek gerçek de sizin ağlamış ve acı çekmiş olmanız, gerisini geçiceksiniz. saygılar.
 

March 25, 2007

vicdan azabının kabir azabına doyduğu an

 

 

abicim bir kere şu vicdan ve ilişki işini bi ayırın ona göre rahat yaşayalım. cidden olmuyor böyle. ayrılık ve terkedilme sonrası insanın kendine gelme sürecini perçinleyen şeyler içmek, dışarı çıkmak, eğlenmeye çalışmak ve benzeridir. ama burada default olarak gelen şeyler de mevcut, ayrılık ve terketme yapısı itibari ile kişinin rahibe ya da papaz gibi (dini bazda sallıyor olabilirim ama siz anladınız) kendisini manastıra kapatma edası içinde olmasıdır. en azından öyle algılanır,dolayısıyla eğlence kültürü ayrılık ve terketme ile kimya uyuşması yaşayamaz, daha doğrusu toplumcum’a göre yaşamamalıdır. bana göre yaşamalıdır ama terzi kendi söküğünü dikemez o ayrı.

şimdi dışarı çıktığı görülen kişi ya fişlenir ya adı çıkar ya da "bu mu lan acı çeken, hont hont geziyor, yemede içmede" denir, ayıplanır. bunların hiç biri olmadı diyelim, küresel de ısınmıyoruz, pazartesileri soğuk ve yağışlı geçiyor diyelim. yine de bunun olabilitesi düşüncesi insanı yer bitirir ve eğlendiği eğleneceğinden kendisine geri kalan tek şey vicdan azabı olur. "bir daha çıkmayacağım, yuh bana" der insan, nihayetinde insan da kendini anlayamayan bir hayvandır.

March 12, 2007

manifestorasyon

ilişkiye dair yazılmış bütün manifestolar çok ciddi bir şekilde okunmalı ve aynı ciddiyet ile unutulmalıdır, aksi taktirde bir şeyler ters gider.

z

March 1, 2007

Öpüşmek

Filed under: sex, men, relationships, women, kermit

Güzel öpüşme ve öpüşmeyi geliştirme teknikleri ve öpuşme sanatı kursları açılsın , enstitüler kurulsun..Öpüşme ve elektrik dersleri konulsun öpüşmeyi bilmeyenler bilenlere öğretsin. Öpüşmenin önemi üzerine seminerler verilsin.Öpüşme ve öpüşürken dil kullanma teknikleri anlatılsın ve bu konuda paneller düzenlensin.Öpüşme dinamikleri ve dudak emme üzerine toplantılar yapılsın , öpüşürken nasıl elektrik çaktığıda anlatılsın.Öpüşmek çok önemli bi konudur kanımca.Öpüşen insanlar birbirlerinden ne istediğini belli eder, ne istemediklerini de,birbirlerine uygun olup olmadıklarınıda.Öpuşmek konuşmak gibidir.Nabız ölçer aldığı neticeyi beyine gönderir olay vücuta ne yapması gerektiği konusunda emir verir.Öpüşmeyi daha uzatmalı mı,olayı ateşlendirmeli mi ,kısamı kesmeli yoksa daha yumuşak ve serin mi devam edilmeli.Öpüşürken şunları deriz içimizden yani düşünürüz..aghh çok güzel,aman tanrım neler hissediyorum,inanmıyorum hala bişeyler hissediyorum henuz ölmemişim,uzunca böyle devam edebilir miyiz lütfen lütfen..ıygg bu ne yaa üstüm başım salya oldu bi anda tükürük kokar oldum,ohaa aazıma tükürseydin ,nası bi insanın tükürük bezleri boşalabilir şuan buna şahit oluyoruz bilim için tarihsel bi an sayın seyirciler ,ııyhh iyrenççç bune yaa ne biçim öpüyo beni annesimiyim ben bunun nerde o tutku o ateş, alooo orda bi dil olcaktı ama onu bi zahmet şeyedersek ..ya da galiba orgazm oluyorum ,hadi hemen sevişelim ya da tam tersi alaaam uyumuş numarası yapsam yer mi acaba …

    Yani öpüşmek hakikaten çok güzeldir bazense felakettir.Öpüşmek insana alışkanlıkda kazandırır ayrıca.Yani mesela birden canınız birileriyle öpüşmek isteyebilir.İşte o anlarda dudaklarınızı birleştiricek bir insan evladı yoksa yanınızda aynen içinizde patlar.Ama güdüyü unutmazsınız ertesi gün öpücek birilerini arıyacak olabilirsiniz.Serin kanlı olun.Her önünüze geleni öpmemeye çalışın ya da öpmeye çalışın.Orası sizi enterese eder.Tavsiyem işte tam bu noktada devreye girecektir.Bu kurulacak öpüşme enstitülerinde mesela demin de bahsettiğim gibi canı öpüşmek isteyenler için cüzzi bir miktar karşılığı bu hissiyatını bastırabilicekleri bir zaman dilimi bir  vakit ayarlansın .Öpüşme seansları düzenlensin yani .

    Unutmayalım olay bazıları tarafından basit bir salya transferi olarak algılansada öpüşmek çok güzel bişeydir ve insanlar iyi öpüşülmelidir.Şu ana kadar iki su samurunun,ya da zürafanın ya da mahallenizdeki kedilerin french kiss yaptığı görülmemiştir .O halde rabbim tarafından homo sapiens ırkına bahşedilmiş bir üstün niteliktir bu öpüşme olayı yani diyorum ki öpüşenler öpüşmeyenlere öpüşmeyi öğretsin öpüşenler ayrılmasın öpüşenleri ayırmasın öpenler öpüşenleri asla unutmazlar.Öp kampanyası yapılsın herkes öpüşsün.

y

February 5, 2007

altta kalanın canı çıksın!

Altta kalanın canı hiç çıkmıyor. Herkes altta daha iyi zaten. Üste çıkanın ardından yağ gibi üste çıkılıp ortaya bir “nasıldım?” sorusu çıkabiliyor.
Erkekler üstte oldukları için neden hayıflanıyorlar bu kadar? Klişelere karşı oldukları için mi? O kadar devrimci bir ruh yok kendilerinde. Kendilerinde olsa bile pipilerinde yok. Üstte eğlenebilen kadın azdır. Herhalde o yüzden azdırır. Bazı kadınlar üstte orgazm olamıyor mesela. Ben ilk orgazmımı tesadüfen üstte olmuştum. Şaşırmıştım o an, galiba başka bir şey düşünüyordum.
Problem aslında alttaki kişinin katılım göstermemesi. Kadın altta bir şey düşünse bile alt kattan gene de pilates kaslarıyla katılım gösterme imkanına ve bir şeyle uğraşırken orgazm olma yeteneğine sahip ama erkek öyle değil.
Erkek alta geçince üstteki kadar hareketli olamıyor maalesef. İki defa bir erkeğin üzerinden kalktım. Bir tanesinde pipisi çok küçüktü maalesef. İkincisi ve ana olayımızda ise adamın ellerini kafasının altına koyup gülümsemesi yüzünden kalkmıştım. Ben gölgesinde dinlendiğim ulu çınar mıyım canım? O elleri kalçaya koyacaksın! Seks anında direktif veremediğim için alıp elini koymakla yetiniyorum ama nafile eller gene geriye gidiyor. Ama biz alttayken öyle mi? Biz aynısını yapsak odun gibi sevişmiş oluyoruz, bunlar ellerini kafalarının altına koydu mu nasıldım diyebilmeye devam ediyorlar.
Halbuki Kermit öyle mi? Bana narin bir nilüfer yaprağıymışım gibi davranıp hiç şikayet etmeden esnek hareketlerle…

 x

 

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Gary Rogers