…
İçimin tamamiyle sessiz ve sakin olmasına rağmen, duygusuzluğum ve yüzeyselliğim bünyemi ele geçirmişken dün gece birden bir noktadan sızıntı halinde beni en üzmüş, kalbimi kırmaktan öte artık ne yapılabilirse onu yapmış adamı özledim. İşin en acı tarafı sonunda özlediğimi kabul etmem oldu. Hayatımda ilk defa, her şeyi kabullenen, atlatan ben çaresizce geçmişte bir şeyler değişsin istedim. İşin tuhafı hala duygusuzum. Kendisine karşı hiçbir şey hissetmedim bunca zamandır, hissetmiyor oluşumu bile garipsemedim. Varlığını, yokluğu kanıksadım. Kendisine ağladığım zaman dilimlerini kayıp olarak görüp, küfretmeme küfrettim sonra.
Beni görse nasıl kaçacağını, ilgilenmeyeceğini, yeni bir sevgilisi olduğunu daha da kötüsü eski sevgilisine döndüğünü, aslında ne kadar zavallı ve kaypak, kötü niyetli bir insan olduğunu kabul ettim, farkettim. Ama dün gece sadece ve sadece ona sarılıp uyumak istedim. Adam bir de dünyanın en kötü sevişen adamı. Gerçekten. Eski sevgili çamuru atmıyorum. Kimseye önermezdim kendisini gerçekten.
Arkadaşlığımızı mı, beni anlaması mı özledim bilmiyorum. Çünkü ben aylardır uyurken yastığıma, yorganıma da sarılmıyorum. Sabaha kadar onu rüyamda gördüm. Uyanmak istemedim. Rüyamda her görüşümde de beni görmüyor, ben ona bakmamaya çalışıyorum. Bir senedir böyle.
Gelip özür dilesin istemem herhalde, tek kupam elimden alınmış gibi hissederim belki. Vicdan yapıyorsa vicdanıyla barışmasını sağlamak asla istemem. Bu yüzden geçmişe dönüp herşey farklı olsun istedim galiba.
Ölümü kabullenir gibi sonunda adamı özlediğimi kabullendim. Komikmiş.
İşin komiği hiç yazdığım kadar dramatik bir his yoğunluğu yok ortada. Hayatıma gerçekten tüm yüzeyselliğiyle gülerek devam edeceğim şimdi. Bir tuhaflık yok.
