Çarşamba Karısı

May 24, 2007

vega bile soruyor; “normal mi sence?”

 
bence gayet anormal, hem de inanılmaz derecede bile diyebilirim. olay şu, kabaca özetlemek gerekirse;

bir kadın ile bir erkek birleşip danaya giremeyeceklerini anladıkları günden beri, birleşip bir ilişkiye girmeye karar verdiler. hem daha zevk vericidir hem daha uğraştırıcıdır hem de uzun solukludur. amma velakin bu yazıda bizi ilgilendiren şey girdikleri ilişki değil, çıkarken hangi odanın ışığını açık unuttuklarıdır. kadınlar genelde hiç bir odanın ışığını açık bırakmak, bıraksa da sittin sene umrunda olmaz, halk kendilerine taş kalpli der, kuytu köşeleri dönerken taş bile atabilir, bizi ilgilendirmez.

ama erkekler nerdeyse bütün ışıkları açık bırakırlar ve ay sonu faturasını da sofrayı kuran öder. annelerinizi hatırladınız değil mi? o dünyanın en şirin insanları sofrayı size kurdurup, kalkarken de sofrayı kuran toplar derken aslında sizi bugünlere hazırlamaya çalışıyordu. yaa, işte bu yüzden koşun ananızı bir de benim için öpün. neyse ışık diyordum, evet erkekler bütün ışıkları açık bırakır, siz de faturayı ödersiniz. ödediğiniz her kuruş için de arkadaşlarınız şöyle der; "ah şekerim çok normal, biz kadınlar çok duygusalız" ya da "oh cicim inanır mısın seni çok iyi anlıyorum, erkekler hiç takılmaz böyle şeylere, hep biz kadınlar acı çekeriz, onlar çıkar gezer tozar yenisi bulur."

efendim, şimdi yanlış değilsiniz erkeklerin doğası (bütün erkeklerden özür dilemiyorum, çoğunuzu tanımıyorum bile) böyle evet, arada bazı kadınlar da böyle, gıpta ile baktığımız kadınlar var ya onlardan bahsediyorum. ama bırakınız bu işleri artık, normal değil bu ağlamalar zırlamalar, "normal" sıfatı altına sığınıp sapıtabildiğimiz kadar sapıtıyoruz. nesi normal bunun yahu? hayatımız erkeklerin bukelamun tadında toparlanıp ayak uydurmasına imrenmekle ve kendi zırlamalarımızı da haklı çıkarmak, insan doğası üzerine çıkarımlara varmak ile geçiyor hayatımız.

 
şimdi size toparlanın kadınlar! ağlamayın! filan demeyeceğim, demem de, ağlamak isteyen önden buyursun. burnu tıkanır ama ciğerleri açılır en azından. ama yeterin yahu yaptınız eylemi bir şeylerin arkasına saklamayın anacım, ağladınız tamam oh mis. doğaymış, normalmiş. suyun yüz derecede kaynaması da normal değil. çünkü bu bir gerçek, cümledeki tek gerçek de sizin ağlamış ve acı çekmiş olmanız, gerisini geçiceksiniz. saygılar.
 

May 22, 2007

Almalı mı vermeli mi bu diyardan gitmeli mi …

Filed under: life is life

   Sonuç hüsran ..Alan memnun diyil veren memnun diyil ..Kafalar bi milyon görüntüler yatay düşerken canınızın istediği şeyin sex diyilde comburlayan alkol dolusu bir midenin hezeyanı olduğunu hissedin  diğer türlü sabah yatağınızın vajinal sıvılar ve meniler kurumuş haline  uyandığınızda  karşınızdaki şahsın maymun, fare,zürafa karışımı bir hayvan olduğu şüphesine kapılabilirsiniz ..akşam mis gibi görünen bir yunan heykeli sandığınız insanın henüz evrimleşememiş üç türün birleştiği bir yaratık olduğunu farketmeniz geç olmayacak ve yerin yedi kat dibinde magmaya çok yakında bir yerde bir arsa sahipi olmanız gerektiğini hissedeceksiniz…baharın östrojen ve testeronları cazır cazır gazladığı ve gözlerin kaşların içgüdüsel manevralara sebebiyet verdiği bu günlerde etrafınıza dikkat edin bir target belirlemeden targetinizin ayık kafayla bir fotoğrafını hafızanıza işleyin  ve gez göz arpacığınızın tek bir düzlemde doğruluğunu yakalığız an  fantezinizin peşinden koşmaktan çekinmeyin…

y

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Gary Rogers