o zorlamaz sakindir akar oluruna kadar

bundan pek çok yıl önceydi ki ilişkilerin manifestolara dayalı olduğunu gördük, okuduk yer ye güldük yer yer "evet lan işte bu" dedik. ama hiç bir şey olmadı tabi ki, ilişkiler aynı kısır döngü içerisinde seyretmeye devam etti. bir de birlikte olduğunuz adamı ileride oturacağı kocalık koltuğunda düşünüp içinizin titrediği anlar oldu. misal alttan almak evliliğin birinci kuralı oluyor, kendi ailenizden görüyorsunuz, daha sonra "aman hır çıkmasın" cümlesi yer ediyor dilinize, beyninize. ilerleyen adımlar ise bilindik. bütün bunlar olmadan önce "yahu ben zaten tolare etmek zorunda kalacağım adamı neden koca diye alayım" diyoruz, yanılıyoruz. mantıka aşkın birbirine tamamen zıt şeyler olduğunu ilk aşkımızı öpmeye çalışırken öğrenmiştik zaten. halk arasında evlilik öncesi flört olarak tabir edilen ilişkide "alttan almak", "aman hır çıkmasın" ve benzeri şeyler insanı çıldırtır, özellikle birey hayatının ileri ki zamanlarında bunları daha çok söylemeye kendisini alıştırmaya çalışıyorsa. hiç bir ilişki mükemmel değildir ama bizim olmayan ilişkilerin sadece vitrinini gördüğümüz için daha çekicidirler. kısacası ilişkide fedakarlığın sonu enayiliğe kadar varmaktadır. diğer iki yazar arkadaşım ne düşünür bilmem ama bence aşkta gurur yoktur (ilişkide değil aşkta dedim dikkatinizi çekerim) bu da bir çeşit enayilik bile olabilir hatta ama yine de yoktur diyorum.
z
